|
(MUTLULUK İÇİN VAR OLMAK, VAR OLMAK İÇİN MUTLU OLMAK)
|
|
04-20-2008, 04:15 AM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
(MUTLULUK İÇİN VAR OLMAK, VAR OLMAK İÇİN MUTLU OLMAK)
Evet, varlığımızın amacı acaba nedir? Eninde sonunda bir cevap bulduğumuzu düşünerek rahatlarız. Bunun yolu yüklenilen bir misyon olarak da karşımıza çıkabilir. Hatta kimi zaman baştan savılan yüzeysel bir bilinmezcilikle, böyle gelmiş böyle gider diyebiliriz. Fakat büyük ve acı gerçek şu ki, kendimiz olmaktan başka her şey için adayız. Bir şeylerin önümüze en az kendimiz kadar engel çıkarıyor olmasını bilmek de bir türlü rahatlatmıyor içimizi. Zira bunların ne tür engeller olduğunu tam olarak kestiremiyoruz. İşte bu yüzden çözümleyici olmak yerine isyankâr ya da tam tersine karamsar olmakla yetiniyoruz. Bütün sorun, ancak bir tesadüf olarak açıklayabileceğimiz ama yine de bizim için anlamsız olabilecek bir nedene veya rüyaya bağlı gibidir. Fakat hiçbir gerekçe olmayacağı gibi, sorumuzun kendisinin de cevap aranan muammanın ta kendisi olabileceği, öte yandan gerçekte bir "hiç"i var kılmaktan öte anlam taşımayacağı da bir ihtimal değil midir? Oysa niçin kâinatı hayat kabul etmekten başka herhangi bir seçeneğimiz olduğuna inanıyoruz? Sorunun cevabı kuşkusuz soru kadar ciddi olmalıdır. Bu durumda cevabın yalnızca bir karınca yuvasına sokulan hamlelerden ibaret olacağını söylemeliyiz. Bilgi dağarcıklarımızda atalarımızın milyonlarca yıl önce nasıl beslendiklerine ait pek çok bilgi vardır. Ama bizim için anlamlı, değerli ne varsa varlığını büyü~ ölçüde borçlu olduğumuz, atmos1erdeki milyonlarca yıl öncekine kıyasla söz konusu olan değişimlerin bilgileri de mevcut, fakat tarih her zaman muğlaktır. Evet, bugün için maalesef "hayat zamandır" anlayışı egemendir. Oysa kaç kişi sorar kendisine ben neredeyim ya da zamanın neresindeyim diye. Hayata tutunmak için verdiğimiz savaşlar ve gösterdiğimiz gayretleri gerçekleşme ihtimalinin olasılığıyla sınırlı olabilir belki ama bu durum hiçbir zaman eyleme geçme arzumuzu yok etmemelidir. Ray çeliğinin bir özelliği vardır; darbe aldıkça daha da sağlamlaşır. Trenin üzerinden her geçişinde biraz daha güç kazanır. Eskiler, "İnsanın belini kırmayan her darbe onu daha da güçlendirir." derler. :Fakat ne hikmetse, mutlu ve sağlıklı olmak için ölen ideallerin yerine yeni idealler oluşturup, onlara varlığımızı teslim ettiğimiz gibi tüm bu hayatı yaşamaya değer kılan statüler için adaklar adarız. Ancak uydurduğumuz idollerin, liderlerin umutsuzlukları bizimkinden daha fazla olduğu için bir türlü tatmin edemiyorlar bizleri. Bunun için birbirimizi kendimize ispiyonluyoruz. Derdimiz hep diğeriyle ilgili oluyor. Oysa mutluluğumuz daha önce uğradığı bir ihanet yüzünden elimizden alındığı için dünyaya sırtını dönmek görülen ihanetten daha dehşet verici bir olaydır. Güvendiğimiz, bel bağladığımız şey statümüzün yılmaz bekçisi, nihayetinde mutluluğun kendisi değil miydi? Neden böyle bir seçimde bulunduk. Çünkü dehşet dehşeti doğurdu denilir. Eğer böyleyse neden iki kere, iki dört ediyor o zaman hala. Mantık yanılıyor da sezgi can mı çekişiyor yoksa? Mutluluk tüm özelliklerinden öncelikli olarak büyük bir yapıcı güçtür oysa. Hangimiz onun, bir cümle varlıkla özdeş olmadığını söyleyecek cesareti bulabiliriz ki...
-ALINTI- |
|||
|
|





