AramaÜye ListesiTakvimYardım
Hoşgeldin Misafir ! GirişÜye Olun

Cevapla  Konu Gönder 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
(MUTLULUK ÖGRENİLİR Mİ?)
04-20-2008, 04:27 AM
Mesaj: #1
Wink (MUTLULUK ÖGRENİLİR Mİ?)
Mutluluğun izlerine kimi zaman bir bebeğin gülüşünde rastlarsınız, kimi zaman zorlu bir sınavın sonunda yaptığınız kısacık ama huzur dolu bir yürüyüşte. Bazen dünyayı verseler yüzünüz gülmez, altınlar saçsalar beş para etmez. Mutluluk zamanın, mekânın, şartların, günün sınırlarına uymayan bir nitelik taşır. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki mutluluk psikolojik, sosyolojik ve fizyolojik bileşenlere sahip. Bunları tanımak ve kontrol altına almak, mutlu olmayı öğrenebileceğimiz anlamına geliyor. Mutluluğun bu çok boyutlu yapısı, mutluluğun tanımını biraz daha karmaşıklaştırıyor belki. Ama bu yapıyı çözümlemeyi başarabildiğimizde biz de mutlu olma becerisini kazanacağız. İnsanoğlu dünyaya gelirken mutluluk eğilimini kendisiyle birlikte dünyaya getirir. Yapılan bir araştırmaya göre anne sütüyle beslenen bebeklerde mutluluk veren östrojen hormonunun d,aha fazla salgılandığı görülmüştür. Bu hormonu sıklıkla salgılanan bebeklerin daha huzurlu ve sakin oldukları gözlenmiştir. Bebekken öğrenilen ve yaşanan bu huzur daha sonra bireyin tüm yaşamı süresince de varlığını göstermiştir. Mesela daha sağlam ikili ilişkiler kurabilmiş, daha mutlu evlilikler yaşamışlardır. L. A. Feuerbach "Mutluluk eğilimi, insan yapısının doğal bir eğilimidir." der. Bu mutluluk eğiliminin ahlakiliği de bu nedenledir. Yine bu nedenledir ki her ahlakın temelinde, mutluluk eğilimi vardır. Elbette bu mutluluk eğilimi yalnız bırakılamaz. Mutluluk eğilimini düzenleyen ve onu sınırlandıran iki doğal sonuç vardır: Biricisi; eğilimlerimizin kendimiz üzerindeki sonuçlarıdır. Örneğin kötü alışkanlıklar edindiğimizi düşünecek olursak, -uyuşturucu, alkol gibi- belki de onarılması zor ve derin hasarlara yol açmış oluruz kendimizde. Mutluluk eğilimimizi boş bırakıp kendimize zarar verecek boyutlara taşımış olur ve kendi eğilimlerimizden dolayı yine kendimizi kısıtlamış oluruz. İkincisi; eğilimlerimizin toplumdaki sonuçlarıdır. Mutluluk eğilimimizi sahipsiz bırakırsak ister istemez başkalarının mutluluk eğilimlerinin sınırlarının içine dâhil oluruz. Bu durumda başkaları da kendi mutluluk eğilimlerini koruma güdüsüyle bizim mutluluk eğilimimizi bozarlar. Sonuç olarak kendi mutluluk eğilimimizi yine kendimiz sınırlandırmış oluruz. Çevremizle birlikte mutluluk eğilimimizi düzenleriz, aşırılıklara engel olur, bir denetim mekanizması kurarız. Bu iki sürümün dışında mutluluk eğilimimizin hiçbir engeli yoktur, rahatlıkla ilerleyebilir. Buradan çıkaracağımız ana fikir kısaca; mutluluğumuzu, yine kendi mutluluğumuz düzenlemektedir. Kendi mutluluğumuzu bozmadıktan sonra mutluluk eğilimimizin yöneldiği her yol mubahtır. Toplumsal sonuçlar, mutluluğumuzu engellediğinden dolayı sınırlandırıcıdır. Bunun ayırtına varmak ve kendimizi ona göre konumlandırmak gerekir. İnsanoğlunun arzu ve istekleri, varlığının ilk gününden beri hiç bitmemiştir. Birçok insan, mutluluğu aramaya çıkar. Bir sonraki sahip olacağı şeyin peşinden koşar. İşte o zaman mutlu olduklarını sanırlar. Oysa yanılırlar, bu bir seraptır ve bu serabın farkına varılmazsa tüm yaşam belki de bir yalandan başka bir şey değildir kişi için. -ALINTI-
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla  Konu Gönder 


Forum Atla: