|
(ÖMRÜNÜZÜ TÜKETİRKEN MUTLULUĞU ISKALAMAYIN)
|
|
04-20-2008, 04:19 AM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
"Sadece elli-altmış yıl yaşamak için bu dünyaya geliyor ve yeri doldurulmaz saatleri, bir yıl içinde kendimizin ve herkesin unutacağı şeyleri kara kara düşünerek geçiriyoruz. Hayır! Yaşamımızı dişe dokunur işlere ve duygulara, büyük düşüncelere, gerçek aşklara ve kalıcı şeylere adayalım. Çünkü hayat küçük olmayacak kadar kısa." Disraelli "Başkalarının onayını istemezsek çok daha mutlu olabiliriz." demiştir Goethe. Yetmiş sekiz yaşında bir marangoz olan Ahmet amcanın söylediklerine kulak verelim: "Bu yaşıma kadar geçen zamanı hiç anlayamadım. Ben çok küçükken hiçbir zaman büyümeyeceğimi düşünürdüm. Zaman o kadar yavaş geçerdi ki, ben de hep sabırsızlanırdım. Büyüklerin yaptığı işlere özenirdim. Onlar, canlarının istediği her şeyi yaparlardı. Ben ise belli bir saate eve gelmek zorundaydım. Çalışmayı, kazanmayı hesap etmiyordum. Neticede bir gün büyüdüm ve ha yat koşuşturmasının, işin gücün içine daldım. Çok para kazandığım da oldu. Çok dediysem, Allah'a şükür kendimin ve çocuklarımın birer evi var. Ama ben yetmiş sekiz yaşındayım. Doğrusu bilmiyorum zaman bu kadar çabuk nasıl geçti? Sanki bana Çocukluğumda, o büyümek istediğim zamanlarda gözümü kapamışım ve açınca dileğimin gerçek olduğunu görmüşüm gibi geliyor. Eğer öyleyse çok iyi bir şey yapmamışım. Ömrüm şu tezgahın başında geçti. İnsanların başlarını sokabileceği evler inşa ettim. Yüzlerce ev eşyası, kapılar, pencereler yaptım. Ama kendim için ne yaptım diye soruyorum kendime. Pek bir şey söyleyemiyorum. Ben de şu üzerinde çalıştığı m tezgah kadar yaşlandım artık. Gücüm eskisi gibi bir şeye yetmiyor. Eskiden bilmezdim hangi organım neremdedir diye. Böbreğim nerededir, akciğerim, dalağım nerededir bilmezdim. Zamanla her biri benim gibi yaşlandı ve yoruldu. Ağrılar sancılar neyin, nerede olduğunu gösterdi bana. Beş yıl önce böbreğimin biri alındı. Bir insan bir şeyini kaybedince anlıyor değerini. Ben bu yaşımda anladım ki, benim en büyük kaybı m hayatım olmuş." Evet, pek iç burkucu şeyler söyledi Ahmet amca ama söyledikleri gerçekten çok anlamlıydı. Çoğumuzun gündelik hayat koşuşturması irademiz dışında sürüyor. Belki çok bunaldığımız bazı anlarda oturup kendimize sorular soruyor ve geçiştiriyoruz. Ömürlerimiz bir günün tekrarı gibi geçiyor. Bu durumda geçen uzun yıllar bize bir günmüş gibi geliyor.
-ALINTI- |
|||
|
|





