|
(s)-onsuz//olamadı(m)//Hayat.
|
|
07-23-2008, 08:18 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Düşüm.
ilk gözyaşları gibi; ömrün ortasında son baharın. notaların esiri buruk, soluklarımdaki esaret. kaybolup gidiyorum; uzaklarda sesimi duymazsın anne. ağaçların hışırtısında / ve bu şehrin şaşaasında kayboluyor sesim duyulmuyor anne... ortasındayım ömrün; son baharın bitiminde, buruk bir nota ile, soluklarıma biriken esareti çekiyorum ciğerime... kaybolup gidiyorum uzaklara: hani yollardı ki, hep uzakları çağrıştıran ve adına türkü yakılan aynı zamanda içinde bütün med-cezir'leri barındıran... ağaçların hışırtısında; kuşlar terk-i diyar eyledi. ben ve içimdeki kalabalıklar bütün suskularıyla, kaybolup gitmekte şehrin şaşasında... artık; sesimi ben bile duyamıyorum anne... Düş(t)üm. soluklarımdaki esaret; tıpkı ilk gözyaşı gibi anne. o zaman öğrendim diyordum ama, ağlamayı hiç öğrenememişim anne. anlıyorum ağladıkça; sesime karışırken şehir / ve hülyalarımı esir ederken, hırçın bir dalgaya: esaret bambaşka tanımlara büründü. sokak koydum, martı koydum, deniz koydum adını. bir de aşk dedim ki; hiç ölmeyeceğim sandım yaşarken... evet evet; soluklarımdaki esaret, yüzümden aşağı süzülen gözyaşı gibidir anne... insan her şeyi öğreniyor da; sanırım bir tek ağlamaya yabancı ki her seferinde sanki ilk kez tanışmışçasına yabancıdır öylesine... anlıyorum ağladıkça ve şehir karışırken sesime, hülyalarımı, umutlarımı esir ediyorum bütün hırçın dalgalara... yeni tanımlar buluyorum, buldukça arıyorum esarete dair... deniziyle, martısıyla, sokaklarıyla beraber yeni yüklemler karışıyor sözcüklerime ve "aşk" diyorum yaşarken; en çok hiç ölmeyeceğime inandığım anda... Düş(müşt)üm. âb-ı hayat gibi devrân, çağıldayan bir ırmak gibi buz. serkeş bir rüzgar gibi dalgalandıran. müzikâlitesini yitirmemiş hayat, kulaklarımda bezirgan figürân. (...) beynimde cümleler uçuşuyor anne. sana sözler söyleyeceğim yârdan, eğil başucuma; ilk gözyaşım gibi gözlerimden damlamadan hayat... devrân içredir âb-ı hayat... bir zamanlar atıp gittiğim ama hiç bir zaman peşimi bırakmayan, çağıldayan bir ırmak gibi buz, saçlarımı dalgalandıran rüzgar gibi serkeş... bu sirkülasyon içerisinde, rengini hiç bir zaman yitirmeyen hayat artık kulaklarımda bezirgan bir figürandır... anne; uçuşup duran bütün cümleler beynimi kemiriyor... sana yâr'in koynundan devşirilmiş aşkî cümleler kuracağım ilk gözyaşım gibi... eğil ana(m); gözlerimden damlamadan hayat... |
|||
|
|





